Anfield'da Biralar Tazeleniyor

Yeni sezona günler kala Liverpool cephesinde değişen çok şey var ama bir de madalyonun öteki yüzü var: Ne değişti?

Kırmızılar, yine sezona heyecanlı giriyor. Bu sezon onları heyecanlandıran şeylerin başında elbette ki Anfield playlist'lerine eklenecek Şampiyonlar Ligi şarkısı. Ancak, Liverpool için yine bilindik durumları tekrar etmek işten bile değil.

Liverpool Premier Lig'de şampiyon olur mu, olursa ne zaman olur, bunlara net cevap verebilmemiz "ne yazık ki" mümkün değil. Henüz depremleri ve şampiyonlukları önceden tahmin edemiyoruz. 

Klopp ile bu duvarın yıkılacağına inananların sayısı hiç de az değil. Alman menajer (yarım sezonu da tam kabul edersek) Liverpool ile üçüncü sezonuna başlayacak. Arsene Wenger'in Sir Alex Ferguson hanedanlığını kırarak Arsenal'i Premier Lig'in zirvesine taşıması nasıl büyük bir mihenktaşı ise, Klopp'un Dortmund'unun, Almanya'da haftalar önce şampiyonluk turu atan Bayern Munchen'i geride bırakıp Bavyeralılar'a bir mesaj vermesi de o derece anlamlıydı. 

Bu bağlamda Klopp'un Liverpool'da önündeki süreyi Almanya'da olduğu gibi ekonomik kullanarak aşama aşama ilerleme göstermesini beklemek dışında Liverpool camiasının elinde başka bir şey gözükmüyor. Zaten kimse bir anda zirveye çıkmayı beklemiyor. İstiyor ama beklemiyor.

Dahası kendisinin de söylediği gibi Klopp'un her yıl farklı bir takım çalıştırma gibi bir hedefi, niyeti yok. Uzun vadeli projelerle gelen Alman için Liverpool muhtemelen son durak olacak. 

Klopp Liverpool'a ilk geldiğinde Rodgers'ın kaleye 90 dakikada 3 isabetli şutu zor atabilen takımının yerine sürekli kaleye inen bir takım yarattı. Yaratmaya çalıştı daha doğrusu. Rodgers'ın elinde formda ve rakip defanslara korku salan Suarez-Sturridge-Sterling üçlüsü vardı ve bu muazzam hücum hattı arkalarında bıraktıkları kötü savunmayı perdeliyordu. Kırmızılar'ın Barcelona ve Manchester City'den gelen tekliflere hayır diyememesi ve hücum hattının değişmesiyle Liverpool, eskisinden daha yavaş oynayan, daha çok pozisyon veren, daha az gol atan, daha çok puan kaybeden bir takım kimliğine geri döndü. Kimlik kazanmadı, geri döndü.

Jürgen Klopp, bira içmekten geri kalan zamanlarında takımın öncelikle bu sorununa çare aradı. Koşan, basan, topu isteyen bir Liverpool yarattı ve bunda da bir anlamda başarılı oldu. Liverpool takımı, topa sahip olduğunda 3 veya 4 pas ile rakip ön alana kadar inebilen bir hal aldı. Bir başka değişkenlik ise Kloop'un Dortmund'da da yaptığı o meşhur "gegenpressing"e özel saldırmaları oldu. Rakip takım topa sahip olduğu anda, ilk birkaç saniye içerisinde henüz paslaşmaya veya oyun kurmaya başlamadan yapılan saldırgan hamleler. Fenerbahçe'de bir dönem Alex'in topu santradan taca atıp, oyun kurmayı rakibe bırakmasını Türk futbol seyrcisi yakından hatırlayacaktır. Klopp'un Liverpool'u da buna benzer şekilde kaybedilen topları minimum sürede geri almak için henüz rakip ne olduğunu anlamadan baskı kuruyor.

Liverpool'daki bu sistematik değişim beraberinde pek çok kazanımla beraber geldi. Bunların başında takımın koşu ve pas yüzdelerinin artması oldu. Liverpool oyuncuları, Alman hocaları ilk geldiği zaman aşırı yüklemeden şikayet etmişler, hatta bundan dolayı sakatlıklar da geçirmişlerdi. Vücutları zamanla bu tempoya alıştı ve oyuncular artık tabiri caizse koşmaktan gocunmuyorlar. 

Bu tempolu oyuna bir türlü adapte olamayan Benteke gibi bir isim bile kendisine şans bulamadı ve takımdan ayrılmak zorunda kaldı.

Jürgen Klopp'un hızlı hücum üretmeye dayalı oyun planına yapılan Mane hamlesi, takımı bir tık yukarı taşıdı. Dolayısıyla, Liverpool bu yaz Leipzig oyuncusu Keita'nın peşine bu kadar çok düştü. 

Stoper ikilisini bir türlü oturtamayan Liverpool'un bir başka hedefi Van Dijk. Southampton'dan şu ana kadar bu yaz henüz kimseyi almayan Liverpool, oyuncu için defalarca kulis yaptı ve Azizler bu transfer girişimlerini şikayete kadar gitti. Liseliler gibi taraftlar kabuklarına çekilse de Liverpool ile Van Dijk arasındaki ilişkinin sürdüğü bilinen bir gerçek. Sezonun startı verilene kadar bu transferlerin nihayetlendirilmesi bekleniyor. 

Roma'dan alınan Mohamed Salah, Liverpool orta sahasında dinamo görevi yapan Coutinho için çok daha rahat hareket imkanı sağlıyor. Mevcut şablonda Firmino'nun ileri uçta olduğunu düşündüğümüzde, Mane ve Salah kanatlarda görev alacaklar. 

Geçtiğimiz sezon takıma dahil olan Wijnaldum, Lallana, Henderson, Emre Can gibi isimler Liverpool'un bu oyun planı içinde önemli oranda aşama kaydettiler. Bu oyuncular eskiye nazaran daha çok insiyatif alan ve oyuna daha çok katılan bir görüntüye büründüler. Bu katkıları da onlara bireysel anlamda asist ve skor olarak artı hanelerine yazıldı.

Evet, Liverpool'da çok şey değişti ama değişen hiçbir şey yok.

Sezonu Şampiyonlar Ligi potasında bitirerek belirlediği hedefe ulaşan Kırmızılar'ı yine zor bir sezon bekliyor. Bu defa karşılarında çok daha fazla rakip var. Şampiyonluğunu korumak isteyecek olan Chelsea, tekrar ligin zirvesini isteyen Manchester United, transfere çuvalla para döken Manchester City, artık dördüncülük istemeyen Arsenal, kaliteli ve oturmuş sistemiyle Tottenham ve oldukça önemli isimleri kadrosuna katan Everton yine zirve için iddialılar. Liverpool kendisini değiştirirken, diğerleri de hiç boş durmadı. 

Mevcut Liverpool kadrosu, oynatılmak istenen sistemle yine ilk 4'ü zorlayacaktır. Eğer beklenen iki transfer yapılırsa Liverpool'un yine zirve ortaklarından biri olacağını söylemek işten bile değil. Coutinho'nun, Barcelona'nın tüm ısrarlarına rağmen takımda kalması da bu yazın en önemli transferi bir anlamda. Brezilyalı oyuncu vatandaşı Firmino ile kendisini yeniden buldu ve bireysel yetenekleriyle Liverpool'u yukarıya taşıdı. Bu seon onlara da çok iş düşecek.

Bu sezon Anfield sakinlerini heyecanlı bir sezon bekliyor. Biraları tazeleyin.

 

premierligturkiye
İLGİLİ VİDEOLAR
YORUM YAZIN
Lütfen bekleyiniz
ADA FUTBOLU E-DERGİ
ADA FUTBOLU SAYI 27
YAZARLAR